Türkiye’de Yapısal Reformlar

2
672

Yapısal reformlar bir ülkenin gelişmesinde, kalkınmasında ve ekonomik gücün arttırılmasındaki en temel öğelerden biridir. II. Dünya Savaşının sona ermesiyle birlikte ulus-devletlerinin artması ve sömürgecilik kavramının resen azalmasıyla birlikte, devletler kendi anayasal düzenini, ekonomik ve mali düzenini, eğitimini kendi örf ve geleneklerine bağlı kalarak yeniden düzenleme çabası içine girdiler.
Dünya geneline baktığımızda özelikle 1970-80’li yıllarda yapılan yapısal reformlar, Doğu ekonomisinin güçlenmesi ve Dünya ekonomisiyle rekabet edebilecek güce ulaşmasındaki sebeplerin başında tabii ki bu reformlar bulunmaktadır. Bir başka ülke olan Rusya ise 2000’li yıllarla birlikte 1990’lı yıllardaki talihsizliğini yine yapısal reformlar ile aşma çabası içine girmiş bulunmaktadır.

Şimdi Türkiye’deki Yapısal Reformlara değinelim… Türkiye’de ekonomiden hukuka, bütçeden maliyeye gibi birçok alanda gözle görünen bir dezavantaj söz konusudur. Bu sektörlerin başında tabii ki eğitim gelmektedir. Eğitim bir ülkenin mevcut düzenini ve istikbalini belirleyen tek unsurdur. Eğitim, geleceğin şekillenmesinde ve doğru bir yön çizilmesi için önemlidir. Türkiye’deki Milli Eğitim, Cumhuriyet tarihi boyunca genellikle okumaya ve diğer bilimsel derslerin ezberlenerek öğrenilmesine dayanan bir sistemdir. Bu sistem hantallığı ile her geçen gün belirliliği görünür hale gelmektedir. 2018 yılı itibariyle yapılan YKS sonuçları neticesinde ortaya çıkan Türkiye Ortalamaları; Matematik 40 soruda ortalama 3.92, Fizik 14 soruda 0.46, Kimya 13 soruda 1.10 ve Biyoloji 13 soruda 1.66 netleri durumun vehametini ortaya koymaktadır.

Vergi, bir ülkenin ekonomisinin şekillenmesinde ve yönetilmesindeki en temel kaynaklardan biridir. Vergi toplumdaki gelir eşitsizliğini önlenmesi amacıyla dolaylı ve dolaysız olarak iki şekilde toplanmaktadır. Dolaylı vergi tüm toplumun tüketimi üzerinden tahsil edilen bir vergi türüdür ve ülkemizde KDV, ÖTV, ÖİV gibi örnekleri mevcuttur. Dolaysız vergi ise direkt gelirle ilişkilendirilir. Gelire bağlı olarak değişim gösterir. Toplum içerisindeki geliri yüksek bireyler arasından artan oranlı bir vergi söz konusudur. Türkiye’de ki vergi sistemi genellikle dolaylı vergi olarak gerçekleşmekte ve toplumdaki gelir adaletsizliğini önlemeyi amaçlamayan bir vergi sistemi uygulanmaktadır.

Bir ülkenin gelişmesindeki bir diğer önemli husus ise üretim ve enerji hususudur. Üretim sistemi olarak Türkiye, gelişmiş ülkelere kıyasla geriden gelmektedir. Üretim olarak ihraç edilen ürünler listesine bakıldığında genellikle orta ve düşük teknolojik ürün ihracatı yapılmakta ve yüksek teknolojik ürün ihracatı ise ifade edilemeyecek kadar azdır. Türkiye’de üretilen ürünlerin çoğu hammadde olarak dışarıdan ithal edilmekte ve ara mal olarak Türkiye, ithalata bağımlı bir ülke konumundadır. Mevcut nitelikli işgücü potansiyeli olarak iyi olmasına karşın gerek siyasi gerekse diğer koşullar adı altında işgücü potansiyelinin gelişmiş ülkelere doğru yönelimi söz konusudur. Üretim sisteminin bir diğer eksi noktası ise teşvik sisteminin uygulanmasıdır. Bu sistem toplumun dikkatini çekme eğilimi olarak kabul edilmeyip genellikle bir kazanç olarak kullanılması üretimin gelişmesini engellemektedir.

Enerji hususu ise Türkiye’nin en belirgin sorunları arasındadır. Enerji ihtiyacını halen hidroelektrik ile karşılamaya devam eden Türkiye’nin, petrol ve doğalgaz gibi enerjileri ithal etmesi ve bu enerjileri üretimde kullanması bağımlılığının bir diğer görünür tarafıdır. Nükleer enerji tesislerinin Nisan 2018’de temelinin atılması bu bağımlılığı bir nebze azaltmaya çözüm olsa da gelişmiş ülkeler yenilenebilir enerji üzerine çalışmalara çoktan başlamış bulunmaktadır. Bu yüzden Enerji Bakanlığı, Türkiye’de güneş enerjisi üzerine çalışmalar başlatmıştır. Bu çalışmalar kullanımı görünemeyecek kadar az olsa da sektörün başlangıcı açısından atılan adım olarak iyi bir görüntü içerisindedir.
Bütçe ve mali sektör ile alakalı problemler Türkiye’de 1990’lı yıllarda önemli hususlar olmasına karşın 2001 Krizi neticesiyle birlikte çözüm için uygulanan “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” bu problemleri ortadan kaldırmıştır. Ama ülkemiz Bütçe Dengesi açısından disiplini sağlamış değildir. Bir sorun olarak her geçen gün devam eden bütçe, açık vermeye devam etmektedir. Açığın faturası her zaman ki gibi vergi ve borçlanmaya kesilmektedir.

Hukuk ile ilgili konular ise Anayasa sistemi olarak dünya devletlerini yakalamayan bir yargı sistemi bulunmasıdır. Bağımsızlığının ne ölçüde olduğu toplum tarafından eleştirilmektedir. Daha basit ifade edecek olursak “Yargı Bağımsızlığı” henüz tam olarak gerçekleşmiş değildir.

Sözlerimi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu ünlü sözleriyle bitirmek istiyorum. “Türkiye Cumhuriyetinin, özellikle bugünkü gençliğine ve yetişmekte olan çocuklarına hitap ediyorum: Batı senden, Türk’ten çok geriydi. Manada, fikirde, tarihte bu böyleydi. Eğer bugün batı teknikte bir üstünlük gösteriyorsa, Ey Türk Çocuğu, o kabahat da senin değil, senden öncekilerin affedilmez ihmalinin bir sonucudur. Şunu da söyleyeyim ki, çok zekisin! Bu belli. Fakat zekânı unut! Daima çalışkan ol…

2 Yorum

  1. Türkiye’de yapısal reformlar üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu. Çünkü sistematik olarak sağlam temellerde büyümek ve kalkınmak için yapısal reformlar gerekiyor.

Cevap Ver

Yorumunuzu yazınız!
adınızı yazın