Bir bilim eğlenceli olabilir mi ya da eğlenceyle bir şeyler öğretilebilir mi? Hele ki bu iktisat bilimiyse… Birçoğumuz için anlaması, okuması, yorumlaması sıkıcı gelen iktisat bilimini kendine özgü çizimi ve yorumuyla daha anlaşılabilir ve eğlenceli hale getiren sayın Dr.Caner Özdurak ile “resim ve yazının kesiştiği en üst nokta” olarak tanımladığı çizgi romanı bir anlatım aracı olarak kullandığı çizgi serisi İktisat Kantini Notları hakkında sorularımızı yönelttik.

Dr.Caner Özdurak, Kadıköy Anadolu Lisesi’ni bitirdikten sonra 2007 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi – İktisat ve 2010 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi – Uluslararası Finans bölümlerinden mezun olduktan sonra Yeditepe Üniversitesi Finansal İktisat bölümünde doktora eğitimini tamamladı. Başlıca uzmanlık alanları kurumsal finans, şirket birleşme ve devralmaları, ekonometri ve enerji piyasalarıdır. İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Hukuki Yüksek Lisans eğitimine de devam etmektedir. Aynı zamanda Türkiye Ekonomi Kurumu (TEK) ve Fantazya ve Biilimkurgu Sanatları Derneği (FABİSAD) üyesidir.

resim ve yazının kesiştiği en üst nokta

Çizgileriniz İktisat bilimi ile nasıl birleşti? Neden çizgi roman üzerine değil de ekonomi/finans ağırlıklı kariyer tercih ettiniz?
Bu sorunun cevabı belki de üniversitesi bölüm tercihlerine kadar uzanıyor. Üniversite sınavında aldığım puan güzel sanatlar ve animasyon bölümleri için oldukça yüksekti. 2000’li yılların başında reklamcılık ve internet üzerinden freelance iş yapma kavramı da günümüzdeki kadar gelişmiş olmadığı için daha garanti bir tercih yaparak iktisat bölümünü seçtim. Her ne kadar iktisat bölümünü seçmiş olsam da çizmeyi hiç bırakmadım. 1999 yılından beri Dehliz adlı bir çizgi roman fanzini çıkarıyordum. 2003 yılında Gelin Dergisi ve Galatasaray Resmi dergisi gibi dergilerde çizerlik yaptım. O yıllarda Galatasaray Dergisinde yaptığımız çizimler küçük bir ekonomik kriz nedeniyle sonlandırıldı fakat 2011-2014 arasında Saha Çizgisi adıyla tekrar Galatasaray Resmi Dergisi’nde çizerlik yaptım. Şimdi www.sahacizgisi.com adresinde daha geniş bir içerikle futbol çizimlerine devam ediyorum. Sonrasında Gargi ve Patatez adında ulusal çapta dağıtıma çıkan birer mizah dergisi denememiz oldu. Aralıklarla “Davetsiz Misafir” ve çeşitli fanzinlerde çizmeye de devam etsem de Galatasaray Dergisi dışında fazla çizime zaman ayırmadım ve akademik eğitimimi bitirmeye ve özel sektörde çalışırken alabileceğim sektörel sertifika lisanlara odaklandım.

Yüksek lisans ve doktorayı bitirirken SPK lisanslarımı ve uluslararası bir mesleki sertifika olan CRMA’yı aldım. Bunun dışında da çokça akademik konferansta lisans yıllarımdan beri tebliğ sundum. Ek olarak EWE Turkey Holding’te çalıştığım dönemde yurdışında ve yurtiçinde önemli enerji konferanslarında sunumlarım oldu.
2 yıl kadar önce de kendi çizgi romanlarımı yayınladığım bir bağımsız yayın platformu kurmakla birlikte Galata’da bir resim atölyesi açtık. Çizgi roman çalışmalarıma daha profesyonel bir şekilde buradaki atölyemizde devam ediyorum. Meraklıları güncel çizgi işlerime de www.canerozdurak.com adresinden ulaşabilirler.

Bütün bunların bir bileşimi olarak da iki ay kadar önce İktisat Kantini projesini başlattım. Bu alanda bir boşluk olduğunu görüyordum ve açıkçası daha doktoraya başladığım da bile aklımda vardır. Çizimlerle iktisat-finans piyasalarını ve akademik literatürü akademik dile sahip birinin yorumlamasının orijinal bir içerik olacağını düşünmüştüm ama ilk etapta bu kadar çok ilgi görmesini beklemiyordum ne yalan söyleyeyim. Burada doktora tez hocam sayın Veysel Ulusoy’un da desteği ve projeyi devam ettirmem konusundaki ısrarı da önemli bir faktör. Bu arada merak edenler için İktisat Kantini Yıldız Teknik Üniversitesi Barbaros Kampüsündeki İİBF’nın kantinidir. Özellikle güzel kızlarıyla bütün okul tarafından oldukça iyi bilinen bir yerdi.

İktisat Notlarınız şuan herkes tarafından paylaşılıyor. Sizce İktisat kantini neden bu kadar beğeni topluyor?
Ülkemizde en çok konuşulan iki konudan biri futbol diğeri de ekonomi. Her ikisi hakkında hemen herkesin bir fikri var. Enteresan bir şekilde her ikisi hakkında da öne sürülen fikirler teknik olarak temelsiz ve hatalı. Buna rağmen siyaset dışında en çok gündemi meşgul eden iki konu. Futbola her ne kadar o kadar bir anlam veremesem de (ciddi bir futbol takipçisi olmama rağmen Türkiye’de gelişmemiş fanatizm temelli futbol nedeniyle son iki yıldır sadece yabancı ligleri takip ediyorum) ekonomi ile herkesin ilgilenmesi özellikle bizimki gibi gelişmekte olan görece kıt kanaat geçinen bir toplum açısından çok anlaşılabilir. Ek olarak İktisat Kantini’nin çıktığı dönem şu an gündemde olan döviz krizine de denk geldiği için ekonomiye olan ilgiye ekstra bir dinamik yarattığını düşünüyorum. Buna rağmen ben yaklaşık 10 yıl kadar üniversite eğitimini almış olmama rağmen temelde iktisadın anlatılma şeklini sıkıcı bulurum. Sosyal medyada İktisat Kantini’ne gelen olumlu tepkilerde gördüğüm kadarıyla öğrenciler de hala sıkıcı buluyor. Bu nedenle değişik bir anlatım biçimi olduğu ve aynı anda hem akademik bilgiyi hem de görsel hafızayı uyardığı için ilgi çektiğini düşünüyorum. Özellikle Y ve Z kuşakları gelişen tekonoloji, bilgisayar grafikleri ve yaygınlaşan internet içerikleri sayesinde oldukça fazla görsel uyarana maruz kalarak büyüyor. Bu da tekst odaklı düz ders anlatımından sıkılmalarına neden oluyor. Çocukluklarından beri aynı anda birçok uyarana tepki vermeye alışık bir algıya aynı çoklu uyaran bir enstrümanla bilgi aktardığınızda ilgilerini çekiyor. Bir de bu notların içinde Le Casa De Papel, Yıldız Tilbe, Terminator gibi pop kültür sosları eklediğinizde aynı dilden konuştuğunuzu da anlayıp sizi iyice belirliyorlar. Sonuçta ben de en başlardan da olsa Y kuşağına dahil oluyorum yaşım gereği.

İktisat Notları serinizde hedef kitleniz sadece ekonomiye ilgi duyanlar mı yoksa her okurunuz konuyu ve gündemi anlayıp takip edebilir mi?
Önceliğim bu alanda eğitim alan üniversite öğrencileri. Hatta isterim ki okullar açıldığı zaman ilgili alan derslerinde İktisat Kantini’ndeki notlar öğrenciler ve hocaları arasında bir tartışma-fikir alışverişine vesile olsun. Eylül’den sonra takipçilerin de katılımı ile belirlenen daha interaktif konularla ilerlemeyi düşünüyorum. Bunun yanında içeriklerde mutlaka akademik bir alt metin olmasına önem vermekle birlikte daha geniş bir kitleye de hitap edebilmek için içeriği belli bir seviyede basit de tutmaya çalışıyorum. Sadece birkaç ekonomi dersi alanların takip edemeyeceği ama belli bir disiplinde ekonomi haber ve kitaplarını takip edenlerin rahatlıkla keyif alabileceği bir denge kurmaya çalışıyorum. Interdisiplinel bir takipçi kitlem olmasını isterim.

İktisat dalında başarılı olmak için sadece akademik bilgi ve matematik zekası yeterli mi yoksa bir sanatçı gibi de düşünüp davranabilmeli mi?
Benim bildiğim iyi iktisatçıların ve finansçıların takip ettiğim kadarıyla hep iktisat dışında bir hobileri var. Bunu da olağan karşılıyorum çünkü ekonomistler hipotez üretirken dünyaya imgesel ve yaratıcı yollarla bakarlar. Analitik hayal gücü insan davranışlarının dinamiğinin anlaşılmasında önemli bir rol oynar. Bu nedenle akademik bilgi ve matematiksel zeka iktisatçı olmak için bana göre yeterlidir. Fakat diğerlerinden ayrışmak ve daha kalıcı, öne çıkan, ikonik işler yapabilmek için sanatçı gibi düşünebilmek önemli bir avantajdır. Bu bağlamda bir sanatçı ile ekonomistin soyutlama mekanizması, bir model oluşturması ve o modeldeki gerçek hayat izdüşümlerini belli başlı metaforlar ya da örneklemlerle tasvir etmeye çalışması aynı düşünce şekline sahiptir. Son zamanlarda Davranışsal Ekonomi’nin yükselişe geçmesi de zaten sadece matematiksel mekanik modellerin insan davranışlarını ve dolayısıyla toplam ekonomik gelişmeleri açıklamada yetersiz kaldığı için daha organik modeller kurabilme ihtiyacından doğmuştur.
Ekonometrik modellemedeki proxy değişkenler mesela bu soyutlama ve sonrasında numerik hale getirerek tekrar somutlaştırmaya bir örnek olarak gösterilebilir. Buna örnek olarak meraklıları için “Moneyball in the Turkish Football League: A Stock Behavior Analysis of Galatasaray and Fenerbahce Based on Information Salience” başlıklı makalemizi örnek gösterebilirim.

iyi iktisatçıların ve finansçıların takip ettiğim kadarıyla hep iktisat dışında bir hobileri var

Daha çok nasıl tanınmak istersiniz: İyi bir iktisatçı mı iyi bir çizer olarak mı?
Açıkçası ikisinden birini tercih etmiş olsaydım ya çizmeye devam etmezdim yada akademik eğitimimi yarıda bırakmış olurdum. Aslında benim için üç ayağı var; akademik işler, özel sektörde yaptığım işler ve çizgi ile ilgili işler. Herbirini bir portföyün parçaları olarak değerlendirip ayrı ayrı yönetmeye çalışıyorum. İktisat Kantini bu bağlamda biraz hibrit bir iş. Çizgi roman ile ilgili işlerimi şu an bağımsız yayınlarla devam ettiriyorum. İyi bir çizer olarak anılmak da bizim ülkemizde biraz muğlak bir konu. Bizim çizgi roman piyasamız biraz sığ ve birkaç oyuncu tarafından yöneldirilen bir piyasa olduğu için neye göre kime göre iyi olduğunuz, orijinal bir içerik üretip üretmediğiniz pek belli değil. Üretim tarafında güzel işler olmasına rağmen iş modeli ve işletme bilinci çok zayıf. Tüketicisi de görece genç bir kitle olduğu için burada yönlendiriciler oldukça etkili. Likidite olmayan hissede işlem yapmak gibi düşülebilirsiniz biraz.

Bunu yanında özel sektörde yaptığım işlerde başarılı olmak olmaz ise olmaz bir durum benim için çünkü iktisat Kantini’nin asıl önemli olan farkı ediğindiğim akademik bilgilerin pratik hayattaki uygulamarında elde ettiğim tecrübeleri okurlara yansıtmak. Çizgi bu tecrübeleri daha naif bir şekilde aktarabilmek için ilgi çekici bir araç. Fakat yine de her notu hazırlarken çizgiler de içime sinmeden paylaşamıyorum. O da çizgiye olan açlığımdan ve göresel kaliteye bağlılığımdan kaynaklanıyor. Son bir not ise yazımın zor okunmasıyla ilgili bazı eleştiriler alıyorum, kısmen doğrudur. Özellikle bahsettiğimiz konularda hiçbir önbilgisi olamayan okuyucu için iyice zor bir tecrübe olabilir. Fakat ilerleyen zamanlarda herhangi bir şekilde bilgisayarla veya başka birinin kaligrafiyi yapması ile ilerlemeyi düşünmüyorum. İktisat Kantini’nin en orijinal yanı yukarıda bahsettiğimiz bütün konulara aynı anda kafa yoran bir zihinden çıkması ve kendi defterime not alıyormuş gibi dizayn edilmesi. Bu nedenle çevrimdışı bir yapısı var.

Cevap Ver

Yorumunuzu yazınız!
adınızı yazın