Ekonomik Büyüme mi Kalkınma mı Daha Önemli

0
682

Büyüme, bir ülkenin belli bir döneminde, GSYİH’in pozitif yönde artış göstermesi olarak tanımlanır. Daha basit bir şekilde ifade edecek olursak; bir firma düşünelim ve bu firmayı bir ülke kabul edelim… Bu firma ürettiği her ürünün; miktarıyla fiyatının çarpımı bize GSYİH’i verir. Bu GSYİH oranı, eğer geçen yılın oranından büyük ise ekonomik büyüme gerçekleşmiş olur.

Kalkınma ise büyümeye ek olarak bir ülkenin toplumdaki ekonomik, sosyal ve kültürel yapı değişikliklerini de kapsar. Yani kalkınma, uzun dönemli bir büyüme trendinin akabinde ortaya çıkmaktadır. Bir ülke kalkınmış bir ülke görüntüsü içerisinde ise bu ülke gelişmiş bir ülkedir. Özellikle II. Dünya savaşı sonrası ortaya çıkan kalkınma kavramı artık bütün ülkelerin en temel ekonomik hedefleri arasındadır. Kalkınmanın ortaya çıkması için ülkenin büyüme oranlarının nasıl ortaya çıktığı bilinmelidir. Bir ülkenin kalkınması için sektör analizi iyi yapılmalı ve yatırımların bu yöne doğru kanalize edilmesi gereklidir.


Gelişmiş ülkelerin ekonomik yapılanmaları genellikle tarım sektörü, sanayi sektörü ve hizmet sektörü şeklindedir. Bu yapılanma analizi artık bilgi ve iletişim çağıyla birlikte Katma Değer Yaratan Ürün sektörü olarak modernleşmiş bir hal almıştır.
Türkiye ise bu sektör yapılanmasını doğru bir şekilde izlemeden uygulamaya koyulmuştur. Cumhuriyet tarihi boyunca genellikle tarım toplumu olan Türkiye, 1960’li yıllarda azda olsa sanayi sektörüne girişimlerde bulunmuş olsa da henüz tam anlamıyla bir gelişme gösterememiştir. 2000’li yıllarla hizmet sektörü tüm dünyada hakim sektör olduğu gibi ülkemizde de sektör çalışmaları başlamıştır. Ancak sanayi sektörü başarılı olamayan bir ülkenin hizmet sektöründe başarılı olması kısa dönemli bir başarıdır.

Şimdi konunun daha önemli bir yeri olan kalkınma mı? Büyüme mi? Ülkemiz açısından inceleyelim. Cumhuriyet tarihi boyunca Türkiye’nin ekonomik büyüme ortalaması %5 ‘dir. Bu oran 2002 ile 2017 yılları arasında ortalaması ele alındığında yine %5 seviyelerine yakın olduğu görülmektedir. Yani son dönemlerde büyüme oranları yüksek olduğu bilinse de bu oranın kalkınmaya yansıdığı görülmemektedir. Ekonomik büyümenin yanı sıra enflasyon ve işsizlik rakamlarının çift hanelere doğru bir artış göstermesi kalkınmanın gerçekleşmesi önündeki engellerdendir. Ekonomik kalkınmanın gerçekleşmesi için bir diğer önemli husus ise Kişi Başına Düşen Milli Gelirin yükselmesi gerekir. Ancak bu değer geçen her yıl azalmaktadır.

Özellikle 2017 yılından başlayan ve 2018 yılının ilk 6 ayında yükselen döviz kuru ve TL’in değer kaybı ülkemizin kalkınma hedeflerine yürümesi açısından bir engel teşkil etmektedir. Mevcut durum ele alındığında kalkınma ve büyüme için önemli olan tek şey ekonomik yapılanmadır. Çünkü ekonomik karar birimleri açısından yapılanma önemlidir. Mevcut yapılanma değiştirilirse ekonomik büyüme diğer ekonomik oranlarına (enflasyon, işsizlik) verilerine yansıyacak ve büyüme sağlıklı bir adım atarak kalkınmanın gerçekleşmesine imkan sağlayacaktır.

Cevap Ver

Yorumunuzu yazınız!
adınızı yazın