Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Entegrasyonu

0
297

1996 Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği Entegrasyonu Sonrası Dönem

Türkiye ile AET ilişkileri 1963 yılında imzalanan Ankara Anlaşması ile başlamış ve 1973 yılında imzalanan Katma Protokol ile yeni bir sürece girmiştir. Yeni süreçle, taraflar arasında 22 yıl sonra, yani 1995’te gümrük birliği yapılması kararlaştırılmıştır. (Kepenek, 2012, s. 303) Fakat 1990’lara gelindiğinde AB’ye yeni üye katılımı ve gerekli kriterler de büyük değişimler yaşanmıştır. Ayrıca Türkiye’de yaşanan 12 Eylül 1980 askeri darbesi ile Türkiye-AET ilişkileri askıya alınmıştır. İlerleyen yıllarda Türkiye ekonomisinde görülen dışa açılma çabaları ve Avrupa ile entegrasyonlar kurma isteğiyle Türkiye 1987 yılında AET’ye tam üyelik başvurusu yapmıştır. Bunun üzerine Türkiye-AET ilişkileri hızlanma sürecine girmiştir. Sonuçta, Türkiye 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe giren 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi kararı ile Gümrük Birliğine dahil olmuştur. (Seymen D. A., 2009, s. 36)

Şekil 3.6’da Türkiye’nin 1996 yılından bugüne kadar gerçekleşen dış ticaret verileri verilmiştir. Veriler incelendiğinde; hem ihracat hem de ithalatta artışlar yaşandığı yani dış ticaret hacminin istisnai yıllar dışında arttığı görülmektedir. Bu artışların üç ana sebebi vardır. Birincisi, Türkiye’nin GB üyesi olması böylece AB ülkeleriyle olan ticari bağlarının artması, İkincisi, 1995 yılında GATT’ın WTO’ya dönüşerek dünya ticaretinin serbestleştirilmesi için daha önemli adımlar atılması, Üçüncüsü ise; Soğuk Savaşın bitmesinden sonra ortaya çıkan küreselleşme akımının dünya ticaretini serbestleştirme çabalarını artırmasıdır.

İhracat ve ithalatın azaldığı istisnai yıllara bakılacak olursa; 1998’de Rusya’da yaşanan ekonomik krizin ve 1999 yılında yaşanan ve binlerce insanın yaşamını yitirdiği Gölcük Depreminin dış ticaret verilerini de olumsuz etkilediği görülebilir. Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri ekonomide yatırım ve tüketim düzeylerinde önemli azalmalara neden olmuştur. Yapılan devalüasyon ile ihracat artmış, ithalat ise azalmıştır. (Savrul, Özel, & Kılıç, 2013, s. 72)

2009 yılı dış ticaret verilerine bakılacak olursa, 2008 Küresel Krizinin etkisi net olarak görülebilir. İhracatta bir önceki yıla göre %22,6’lık bir düşük yaşanırken, ithalatta %30,2’lik bir azalış yaşanmıştır.

2012 yılına kadar ihracat ve ithalatta artış trendi yaşanmıştır. Bunda yaşanan krizin etkilerinin azalması ve dünya ticaretinde ki canlanma etken olmuştur. 2013 yılından itibaren ihracat ve ithalat artışlarının dalgalı bir seyir izlediği görülebilir. Bunun sebepleri arasında, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan AB ülkelerinin 2008 Krizinin olumsuz etkilerinden bir türlü çıkamaması, önce İsrail sonra da Rusya ile yaşanan siyasal krizlerin etkisi, dünya ticaretinde yaşanan durağanlaşma ve gelişmiş ülkelerin potansiyellerinin altında büyümesi gösterilebilir.

Sonuç olarak; 1923 yılından itibaren Türkiye’nin dış ticaretinin seyrini 1980 öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırabiliriz. 1980 öncesi genel olarak korumacı bir dış ticaret politikası ile ithal ikameci sanayileşme politikası beraber uygulanmıştır. Fakat izlenen bu politikaların başarılı sonuçlar vermemesi yüzünden, hem de dünya iktisat konjontürüne hakim olmaya başlaması sebebiyle serbest dış ticaret politikası ve ihracata dayalı sanayileşme politikası beraber uygulanmıştır. Bu politika sayesinde ihracatta önemli artışlar sağlanmıştır fakat ihracattaki artışa ithalattaki artış eşlik ettiği için dış ticaret açıkları artmaya devam etmiştir.

Cevap Ver

Yorumunuzu yazınız!
adınızı yazın